koklanmayı bekleşen çiçekler misali
sıcak nefes hissetmemiş…ninnisiz büyümüş çocukluklar
kırıldıkça kalpleri kırılmaya hazırlanmış yeniden
ne bir albüm ne de bir çerçeveye konmuşlar
yaprakları yitik dallar gibi…sevgisizliğin gölgesinde donmuşlar
…
oysa -“hiçbir çocuk annesiz doğmaz”-

iyot kokulu sesleri hüzün tadında
hiç kalır gök gürültüleri ahlarının yanında
çentik çentik ellerine…
yoksulluk bir yara gibi yuva yapmış tenlerine
.
yağ yerine umut sürmüş anneleri ekmeklerine
dizi dizi çizilmişler leşçil kuşların gökyüzü tuvallerine
…
kimilerine göre “alında bir çizgidir”
oysa-“ yoksulluk kitaplardan öğrenilmez” –

daima onlar koşmuş kılıcın keskin yanında
kamp kurmuş göz yaşları yanaklarında
zamansız yaşamdan koparılmışlar...
günü gelmeden koparılan takvim yaprakları gibi
bohçalarında üç beş kuru umut…virane tüm tebessümleri
yamuk yapmış hayat hep…dünyaya düştükleri günden beri
…
ah bir kırabilsem sabır taşlarını …!
oysa -“sabrın namlusunda kurşun tükenmez”-

belki kısık sesli gök gürültüsüyüm şu anda
dolu bir mavzer gibiyken...
bu viran susmaklar içimde sönmeyen bir yanardağ
ah bir kusabilsem…!
…
örtün üstüme sımsıcak sözleri
üşümüş kar taneleri sığınır avucuma
firuzeli bir gül sarsa beni
sevgiye sığınsam…toplu iğne başı kadar da olsa
…
yüreğimi çatlak bir narın kırmızısına bansam
havalansa ayaz rengi güvercinler saçlarımın kıvrımından
bir tırtılın tüyü olsam...
besmele ağacının yeşil yapraklarına tutunsam
ninni söylese gölgeler…mutlu bir meleğin kanatlarına konsam
…
solmasam beyaza özenen kırmızı gül misali
simsiyah dünyayı katmer katmer maviye boyayıp...
bir balon gibi sevgiyle doldursam
...
-“ölüm oluyor hep…yaşam kavgasında kazanan”-
bebek mezarlarına biberon biberon süt taşısam
karanlığa doymuş bir ama gibi açlığa doymuş afrika
yumak yumak bulut olup...
sağnak sağnak bereket yağdırsam
…
bilirim…!
“bahara uyanmış bir gönlün
bahçesinde ölüm yeşermez”
bayram sabahı bekler gibi ağaçlar yeşili bekler
...
oysa -“sevgi ağaçta yetişmez”–

bu acımasız Dünya…!
garibi değil…hep âbâd olmuşu güldürüyor
-"mazlumun gözyaşında....zalimin saltanat kayığını yüzdürüyor"-
...
ah bir yıldız öpebilsem
bütün çukurları yamayabilsem gölgemle
minare boyu çizmeler giyebilsem
şu en büyük park masmavi gökyüzünde
tek değil milyonlarca ben…hangi birini güldürsem
…
biliyorum! ...
yakacak bütün günahları…yakacak kötü kaderi
başı göklerden kurtulup inebilse ayaz yere bir
külü dağıtabilse köz…alev rüzgarı dost bilir
….
oysa “hayat; uyanıkken rüya görmektir”
…
..
.
1996

*tahsin özmen, bez bebekler de üşür, çatım&baskı yay,ank, 2006