Detoksifikasyon Nasıl yapılır, detoksifikasyon vücudun toksinlerden arındırılması'dır. Biofoton tedavisi

• Bitki çaylan ve bitki rejimleri
• Homeopatik tedaviler
• Sauna, hamam, kaplıca veya hipertermik seanslar (terleme)
• Kolon temizleme (kolon hidroterapi)
• Ozon uygulamalarıdır
• Özel diyetlerle vücudu arındırma
• Belli sürelerde doktor kontrolünde su Nöralterapi
• Manyetik alan tedavisi Ortomoleküler tıp
• Sebze suyu ve meyve suyu rejimleri
• Vücudun toksinlerden arınmasına yardıma olan bazı vitamin ve aminoasitler
• Bioinforamatif Tıp ve Biomanyetik alan tedavileri (Manyetik alan, ProQuant, ReviQuant, Biorezonans)



Detoksifikasyondan Arınma
Kirlenme ve annma hayatımızın doğal bir döngüsüdür. Oluşan doku kirliliğinden kurtulmanın tek yolu detoks, yani annmadır. Şu veya bu şekilde bedenimizi kirleten çevresel toksinleri gideren detoksifiye edici yöntemleri (detoks kürleri) ve oruçlun kullanmamız sağlıklı ve ıızur? bir yaşam için gereklidir

Detoksifikasyon Nasıl yapılır

Modem tıptaki tüm gelişmelere rağmen, sağlıkla ilgili problemlerimiz her geçen gün biraz daha artmaktadır. Kronik yorgunluk, uykusuzluk, stres, yüksek tannlyon ve diğer kalp problemleri, solunum sistemiyle ilgili sorunlar, romatizma ve kanser gibi hayat kalitemi) düşüren hastalıklar, artık neredeyse hayatımızın kaçınılmaz birer parçası oldu. Tüm bu rahatsızlıklar, çeşitli toksin ve asitli artıkların vücuttan anlamayarak birikmesi ve patojen mikroorganizmaların hastalık yapabilmeleri için gerekli olan doku kirliliğinin oluşmasından kaynaklanmaktadır. Vücudumuza zarar veren bu zehirli maddeler döküleninizin, organlanmızın, hücrelerimizin ve hücre içi organellerln başlıca düşmanlarıdır.

Ayak Detoksifikasyonu, Yaşam doğası gereği toksiktir ve kirlilik de hayatımızın teme! bir parçasıdır. Çünkü insan vücudu sindirim ve metabolizmanın doğal yan ürünü olarak çeşitli toksinler Üretir. Aslında vücudumuz terleme, solunum, idrar yapma, bağırsaktan boşaltma ve safra oluşumuyla bedende normal metabolizma süreçleri sonucu oluşan toksinlerden korunmayı çok iyi bilmektedir. Bedenimizin normal metabollk faaliyetleriyle oluşan toksik ürünlerden başka, karşılaştığı çeşitli ruhsal ve fiziksel stresler, çeşitli enfeksiyonlarla mücadele faaliyetleri sonrası oluşan zararlı atıklar da, böbrekler, karaciğer, akciğer, bağırsaklar ve deri gibi birçok organın ortak çabasıyla vücuttan uzaklaştınlmaktadır.

Ancak günümüz modern şartlarına karşılaştığımız ek toksin birikimiyle başa çıkmamız oldukça zor olmaktadır. Doğul arınma ve te mizleme çalışmalarının yetersiz kalması toksinlerin vücutta birikmesine ve doku kirliliğine neden olur. Çevremizin ve bedenimizin ürenizi toksinlere karşı detoks sistemlerimizin yetersiz kalması halinde taksiti yükümüz artar, yorgunluk, güçsüzlük, bitkinlik, kendini iyi hissetmeme, aşın uyku ya da uykusuzluk, kas ve eklemlerde gerginlik, ağrı ve güçsüzlük, sinirlilik, bunaltı hissi gibi birçok sağlık sorunu ortaya çıkar.

Detoksifikasyon Mekanizmaları, her yıl İnsanlar topraktan, sudan, soludukları havadan, yani atmosferden ve gıdalardan aldıkları binlerce kimyasal ve fiziksel toksit ve zehirleyici maddelerin etkisi altında kalmaktadırlar. Bu zehirleyici maddeler insan organizmasında, vücut direncinin azalması veya yok olması, hormonal dengesizlikler, sinir sistemi bozukluklan veya direnç kaybı, fizyolojik dengesizlikler ve hatta kanser gibi geriye dönüşü olmayan çeşitli hastalıklar ve farklı belirtilerle kendini gösterir.

Detoksifikasyon Nasıl yapılır

Metropollerde standardın üzerindeki hava kirliliği, çevre kirliliği nedeniyle içme sulannda kurşun, cıva gibi ağır metallerle beraber 700'e yakın yabancı ve istenmeyen madde ve 10.000'e yakın solvent, emülsifer ve gıda katkı maddelerinin artıklan, bedenimizde yıllarca taşımak durumunda kaldığımız zehirlerdir.

Bunun yanı sıra özellikle ülkemizde çoğu gıda maddesinin üzerinde maalesef içeriğinin yazmaması durumu daha da ağırlaştırmaktadır. özel besi çiftliklerinde yetiştirilen kanatlılar, balıklar ve diğer can-lılann da kimyasal katkılarla beslendiğini unutmamak gerekir.

Detoksifikasyon ekşi sözlük diğer taraftan dünya denizlerinin sanayi nedeniyle giderek kirlenmesini, ülkemizde de özellikle Karadeniz'den gelen sanayi atıklanmn Marmara Denizi'ni ve dolayısıyla boğazlan ve Kuzey Ege Denizi'ni ciddi şekilde tehdit ettiğini ve buralardan elde edilen besinlerin de yoğun olarak tüketildiğini düşünecek olursak, toksik maddelerin vücudumuzda ne denli yoğunlaştığını anlamak zor olmayacaktır.

Gerek havadan, gerek yediğimiz ve içtiğimiz maddelerden aldığımız toksik maddeler zincirine tüm petrol kaynaklı yakıt atıklannı, evlerde kullanılan temizleyicileri ve kuru temizleme maddelerini eklemeyi de unutmamak gerekir. Dünyamız kirlendikçe bedenimiz bir filtre gibi bu kirlilikleri süzmekte ve bu toksinler bizim fizyolojik fonksiyonlarımızı bozmaktadır.

Aldığımız gıdalardaki kimyasallar, içtiğimiz sudaki zararlılar, yaşadığımız iç ve dı< mekânlardaki elektronik ve kimyasal toksinler sürekli olarak bedenimizde süzülerek birikirler. Çevremizdeki ekolojik değişikliklerin hızına insan organizmasının aynı tempoda cevap verememesi ve bedenin kendi kendini temizlemede yavaş kalması fizyolojik fonksiyonlarda aksama yaratacağı gibi, hastalık olarak tanımlayabileceğimiz birçok fonksiyon dengesizliklerini de ortaya çıkaracaktır. Bu büyo-akümülasyonlann (bedenimizde biriken yabana maddeler bir şekilde gerek fizyolojik, gerekse psikolojik sağlığımızı tehdit ettiği artık bilinen bir gerçektir. Bu konu üzerinde yıllardır yapılan çalışmalar sağlıklı bir bağışıklık sisteminin yanı sıra doğru çalışan eliminasyon sistemlerinin sinirsel, fizyolojik ve psikolojik olarak insanimi dışarıdan gelen toksinlere karşı daha dayanıklı yaptığını ortaya kovmuştur.

Saflığımızı tehdit eden diğer önemli bir sorunsa elektromanyetik çevir kirliliğidir ve giderek artan radyo, televizyon ve özellikle cep telefonları nedeniyle gündemi çok sık meşgul etmektedir. Sinir sistemimiz 500.000 km uzunluğu ve 25 milyar sinir hücresiyle dev bir elektronik sistemdir. Vücut fonksiyonlarının hepsi 1-250 mikrovolt arasında çok küçük gerilimli elektrik uyarılanyla çalışır. Elektromanyetik alanlann (EMA) dışarıdan bu hassas sisteme etki etmesi durumunda, doğal işleyiş zarar görebilir ve organizmamızda büyük kanşıkhğa sebep olabilir. Huna bağlı olarak dolaşım ve sinir sisteminde de bazı rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bağışıklık sisteminin bozulması ise vücutta kanserojen etkinin artmasına neden olabilmektedir.

EMA’nın iki tür etkisinden söz otınek mümkündür. Bunlardan ilki çok kısa zaman içinde ortaya çıkar ve baş ağrısı, gözlerde yanma, yorgunluk, halsizlik, depresyon halt, konsantrasyon eksikliği, nedensiz terleme, baş dönmesi, uykusuzluk ve sürekli rahatsızlık nedeniyle topluma katılamama şeklinde kendini gösterir. Diğeri ise daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar ve vücudumuzun moleküler ve kimyasal bağlan, hücre yapısı ve korunma sistemlerine etki eder. Kanserojen etki bu tür bir etkidir.

Detoksifikasyon Nasıl yapılır

Elektrosmogdan korunmak için yaşadığımız ev, çalıştığımız ofis ve özellikle uyuduğumuz odayı televizyon, bilgisayar, müzik seti ve cep telefonlarının zararlı etkilerinden uzak tutmaya çalışmalıyız Bu aletlerle yaşamak zorunda olduğumuz ortamlan ise zararlı frekanstan yok edecek cihazlar kullanarak anndırublliriz.

Dolayısıyla sağlıklı ve dinç bir yaşam için bedene dışarıdan bilinçli bir şekilde yardım etmek ve organizmadan toksinlerin atılmasını sağlamak gerekir. DetoksifiKasyon olarak adlandırılan bu işlem birkaç yönlü olarak gerçekleştirilebilir.

Bunlar özel diyetlerle vücudu arındırma, belli sürelerde doktor kontrolünde su, noralterapi, manyetik alan tedavisi, artomolekuler tıp, sebze suyu ve meyve suyu rejimleri, vücudu toksinlerden an tan ve temizlenmesine yardıma olan bazı vitamin ve aminoasitler, biofoton tedavisi, bitki çaylan ve bitki rejimleri, şelasyon tedavileri, homeopa-tik tedaviler, yosun banyolan, sauna, hamam, kaplıca, hipertermik seanslar (terleme) ve en önemlisi kolon temizleme (kolon hidroterapi) ve ozon uygulamalandır.

Günümüzde çağdaş yaşamın temposuna ayak uydurma zorunluluğundan dolayı beslenmemize fazla dikkat edememekteyiz. Bilinçli olmamıza rağmen çoğu kez günlük aldığımız gıdanın yüzde lO'u kadar olması gereken hayvansal proteini daha fazla tükettiğimiz gibi, bunun yanında kafein, alkol, yağlar, bilinçsizce kullanılan ilaçlar, özellikle antibiyotikler ve bedene dışandan verilen diğer sağlıksız ürünlerin çokça kullanılması, bizi yaşamın ileri dönemlerinde kalp damar problemleri, artrit denen eklem hastalıklan, aşın kilo, diyabet gibi baş edilmesi zor olan birçok sorunla karşı karşıya bırakabilir.

Birkaç tanesini saydığımız bu zararlıların, organizmadaki hücre fonksiyonlarını yavaşlattıkları, hatta çalışamaz hale getirdikleri bilinmektedir. Vücudun detoksifikasyonunda öncelikle hücre sağlığım kazanmak amaçlanır. Yıllardır aldığımız besinler bağırsaklarımızda birikmektedir. Yukanda tanımlamaya çalıştığımız toksik maddeler, bağırsak floramızı bozarak, bağırsaklann görevlerini yapamaz hale gelmesine ve bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olurlar.

Detoksifikasyon Kalıcı Olurmu? Bağırsak florasının tekrar düzenlenerek kabul edilen normal şuurlar içinde tutulması sağlıklı bir yaşamın en önemli şartıdır. Bağırsak florasını düzenleyen en etkin tedavi şekli ise kolon hidroterapi yöntemidir. Bu açıdan, 35 yaşma gelmiş her insanın yılda bir kez kapsamlı gaita analizi yaptırarak, bağırsak florasının durumunu görmesi son derece önemlidir. Bağırsak florasının düzenlenmesiyle toksinlerden arınmış bir beden, daima daha duru ve süratti düşünecek, unutkanlıklardan an nacak, strese karşı daha dirençli olup daha az sinirlenecek, aynı zamanda bağışıklık düzeyi yükseleceği için daha az hastalanacak, enfeksiyonlara daha dirençli olacak daha verimli, sağlıklı ve sorunsuz bir yaşam sürdürecektir.

Her birey diğerine göre farklı bir yapıya sahip olduğundan, hastalıklara ve diğer dış etkenlere nasıl farklı tepkiler veriyorsa, toksinlere karşıda farklı tepkiler verebilir. Bazı bireylerin bedeni toksinleri daha kolay yak etme özelliğine sahipken, bazılannm metabolizması bu fonksiyonları yerine getirmekte istenen duyarlılığı gösteremez. Bu yüzden, kişinin bedeninin ne zaman detoksiflye edilmesi gerektiği, metabolizmasına bağlıdır. Bununla beraber, unutmamak gerekir ki, buradaki en önemli faktör metabolizmadaki toksinlerin düzeyidir. Bedende sının aşmış toksin düzeyi mutlaka bir yerden kendisini hissettirir.

Bedenin detoksifikasyona ihtiyacı olduğunu, tabii ki tıbbi verilerin dışında, durup dururken, hiçbir nedene bağlı olmayan baş, sırt ve boyun ağrıları, alerjik semptomlar, uykusuzluklar, davranış değişiklikleri, eklem ağrıları, sürekli tekrarlayan solunum şikayetleri ve gıdalara karşı gelişen alerjik problemler gibi belirtilerle anlayabiliriz.

Diğer taraftan artrit, sürekli kabızlık, hemoroit sorunlan, sindirim sistemi yaralan (ülserler), sinüs tıkanıklıklan, egzamalar, sedef hastalığı gibi cilt sorunlarının da detoksifikasyon ihtiyacının göstergeleri olduğu artık günümüzde açıkça belirtilmektedir. Kişi kendini rahat hissetmeyip bunun gibi birtakım huzursuzluklarla hekimine başvurduğunda, tabii ki laboratuvarda yapılacak olan kan, idrar, dışkı, saç analizleri ve karaciğer fonksiyon testleri sonucuna göre, detoksifikasyon uygulamalarının bir hekim gözetiminde yapılması sağlıklı bir uygulama açısından çok anlamlı olacaktır.